Ana Sayfa / Haberler / AKADEMİSYENLERİMİZ İLE INOVENSO TEKNOLOJİ FİRMASI ARASINDA HAK DEVRİ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK

AKADEMİSYENLERİMİZ İLE INOVENSO TEKNOLOJİ FİRMASI ARASINDA HAK DEVRİ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK

Bursa Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Karaca yürütücülüğünde tamamlanan TÜBİTAK 1001 projesinin çıktısı ile alınan ve Prof. Dr. Esra Karaca, Prof. Dr. R. Gözde Özalp ve Araş. Gör. Dr. Şerife Şafak’ın hak sahipleri olduğu “Nanolifli Adezyon Bariyeri” başlıklı incelemeli ulusal patentin %20 hak sahipliği, çok sayıda ülkeye nanolif üretim makinaları ihraç eden ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de şubesi olan Inovenso Teknoloji Ltd. firmasına Bursa Uludağ TTO aracılığı ile devredildi.

Firma ile patentin hak sahipliğini paylaşan akademisyenler, ulusal patenti PCT/TR2018/050649 no ve “Nanofibrous Adhesion Barrier” başlığı ile Amerika patent başvurusuna taşıdı.

Çalışmaları yakından takip eden Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, öğretim üyelerini ve Bursa Uludağ TTO temsilcilerini ağırladı. Verilen emekler sonucunda önemli bir çalışmanın ortaya çıktığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, akademisyenleri ve Bursa Uludağ TTO yöneticilerine teşekkür etti.

Bursa Uludağ  TTO Genel Müdür Yardımcısı Nihal Sağlam “Üniversitemizin ticarileşme potansiyeli yüksek patentlerinin bir arada bulunduğu Patent Portföyümüzde şu anda 48 adet patent bulunmaktadır. Değerli Akademisyenlerimizin çalışmaları sonucunda bu sayı gün geçtikçe artmaktadır. Bursa Uludağ Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi olarak bizler de katma değeri çok yüksek olan bu patentlerin lisanslama ve hak devri yoluyla ticarileşmesi için çok büyük çaba sarf etmekteyiz” dedi.

Daha önce farklı çalışmaları ile Türk ve Amerika patenti sahibi olan Prof. Dr. Esra Karaca ise yeni çalışmaları hakkında nanolifli adezyon bariyerinin ticarileştirilmesi için çeşitli görüşmeler yaptıklarını belirterek,  “Ticari bir firmanın lisanslaması ile cerrahinin farklı alanlarında yaygın olarak yaşanmakta olan önemli bir problemin çözümüne yönelik mühendislik yöntemleri ve nanoteknolojinin verdiği imkanlar kullanılarak geliştirilmiş, çok yüksek katma değere sahip söz konusu biyomalzemenin yerli ve milli imkanlarla üretilip yurtiçi ve yurtdışına satılması mümkün olabilecek” diye konuştu.